Ata Emre Akman’ın katili ilk sabıkasını 14 yaşında almış! Acı anne ve baba CNN TÜRK’e konuştu

admin

Ata Emre Akman 20 yaşındaydı, üniversite öğrencisiydi. Balıkesir’de bir yandan da motokurye olarak çalışıyordu. Bir cani tarafından tam 25 bıçak darbesiyle katledildi, bunların 20’si ölümcül.

Öyle ki Akman’ın hiçbir suçu yoktu, sadece işini yaptı. Siparişini teslim etti, motoruna binip gidecekti. Oysa karşısına çıkan bir kişi tarafından hayattan koparıldı.

Anne Zuhal Akman, “Öncelikle biz sadece Ata’yı kaybetmedik. Bütün Türkiye bir tane gencini kaybetti. Sadece 5 gün önce çalışmaya başlamış orada. Son siparişi veridkten sonra sanırım 02.00 otobüsüne yetişmeye çalışacaktı. Genelde 02.00 ya da 03.00 otobüsüne biniyordu. İstanbul’a gelip sıcak ekmek alıp kapı ziline basmak gibi böyle tatlı sürprizleri olurdu.

Anneler Günü’nde sürprizleri vardı. Bir tanesi saçını kestirmek. Zaten onu gördüğümde de insan oğlunu, çocuğunu tanımak ister ama tanımakta istemez. Çünkü morg sehpasında bir bedene bakıyorsunuz. Saçlarını da kestirmiş. Son görüşüm, son sarılışım… Ertesi gün gasilhanede de bir öpüştük, koklaştık. Genelde sıcak olurdu, bu sefer soğuktu.” açıklamasını yaptı.

KATİL İLK SABIKASINI 14 YAŞINDA ALMIŞ

Anne Akman sözlerini şöyle devam ettirdi; Biz Ata’yı doğayı seven, hayvanları seve, insan seven, sevmeyi seven, özellikle gökyüzü seven bir birey olarak yetiştirdik. Türkiye Cumhuriyeti’nin çocuğu bu. Diğer bütün çocuklarımız gibi. Biz böyle yetiştirdik. O karanlık varlığın babası da oğlunu böyle yetiştirmiş olacak ki 6 tane bıçakla yaralamadan sabıkası var. Başka ne diyebileceğimi bilmiyorum.

6 tane sabıkalı, 17 yaşında evet… Kemik yaşı, hastane raporundan 17 yaşında olduğu tespit edildi. Bu ilk suçunu, sabıkasını 14 yaşında almış. Bunu zaman dilimine vurduğunuzda 6 ayda bir suç işleniyor. Bir suç işleniyor, 6 ay sonra çıkıyor. Süreci bilmiyorum ne kadar içeride kaldığını. Sonra tekrar…

Bütün gençlerin oynadığı bilgisayar oyunları vardır ya level atlamak gibi, bir sonrakine hazırlanmış. Yaş 17 olunca ‘Bu çocuk’ diyemiyorsunuz artık. Bu çocuk değil. Benim de 17 yaşında bir kızım var. Hiç kimse katilliğe giden bir süreç, nasıl bir sistemin içerisindeyiz bilmiyorum.

CANİYİ APARTMANA KATİLİN BABASI MI GÖNDERDİ?

Daha öncesinde babasının tehditleri olmuş. Oradaki insanlar da tehlike altında. Bir alt katta oturan kadının da oğlu varmış. Onun için de ölüm tehditleri savurmuş.

Ata oraya siparişe gitmiş. Son siparişini vermiş. Yarım saat önce arkadaşı aramış. O da, ‘Ata dikkatli ol. Hava yağmurlu’ demiş. Son konuşması Ata ile olmuş. Çocuklar birbirini kolluyor. Ata da asker çocuğu. Her şey facia. Acı evet. Ata 3 harfli, acı da 3 harfli.

Sadece Ata değil, hukuk… Hukuk acılarımızın üstünde olmalı. Acıyacak evet… Sadece benim canım acımıyor. Ata’yı doğurdum, evet. Ata’nın annesiyim, evet. Ama Türkiye’de tanımadığım, tanıdığım yüz binlerce insan, yüz binlerce ebeveyn var. Anne-baba olmasın teyzesi, dayısı, amcası, yeğenleri olan insanlar var. Herkes artık tehdit altında. Bir korku imparatorluğu haline geldi. Suçlular aramızda dolaşıyor. Ne zaman, nerede, ne çıkacak bilinmiyor.

Fakat bunların hukuk sisteminde kayıtları var. Dediğim gibi hukuk acılarımızın üstünde olmalı. Evet, hukuk acılarımızı dindirmeyecek. Ama bir nebze azaltacak. İçimiz ferahlayacak bir parça. Diyeceğiz ki; Hak, adalet yerini buldu.

“BUNU PLANLADIĞI AÇIKÇA BELLİ DEĞİL Mİ?”

Baba Erol Akman, “Üniversite okumaya gönderdiğimiz oğlumuzu ‘cani’ olarak nitelendirdiğimiz, daha sert bir kelime bulamıyorum. Onu yetiştireni de aynı kefeye koyuyorum. Erdoğan Özdemir denen cani hiç tanımadı, bilmiyor. Babası olan caniyi hiç tanımadı, bilmiyor. Ata’nın, ‘kader’ diyoruz, sadece ve sadece suçu o gece orada hazır olması. Orada bulunması, o apartmandan sipariş almış olması.” dedi.

“Bunun dışında adam öldürmekten ceza almış babanın o hafta sonu dışarı çıkacağından haberi yok.” diyen baba Akman ise, “Dışarıya çıkıp oğluyla buluşacağından haberi yok. Zaten onları tanımıyor. Baba çıkıyor, oğluyla buluşuyor. Belli bir saate kadar oturuyorlar. İddialar odur ki; alkol masasında oturuyorlar. Sanıyorum devamında masadan kalktığı için bu eylem gerçekleştiği için. Aradan 1-1,5 saat geçtikten sonra elinde bıçak olduğu görülen cani pizza getiren oğlumun yanına yaklaşıyor.

Bunu planladığı açıkça belli değil mi? Ya da tasarladığı belli değil mi? Bariz planlı şekilde bir hedefe doğru ilerleyen oğlum hedef oluyor burada. Bunu söyledim daha önce, oğlu değil başkası birisi olsaydı aynı duruma maruz kalacaktı. Hiç farkı yok. O gece oğlumun tek şansızlığı o gece orada siparişi almış ve çalıştığı kurumun vermiş olduğu görevi yapmak için o saatte karnı acıkan insana bir şey getirmek için oradaydı. Tek suçu bu. Bu suçun karşılığında maruz kaldığı durum bu. Bu benim eşimin, kızımın, ailemin, sevdiklerimin, dostlarımın, dostlarımızın hatta bütün Türkiye’nin canını acıtmasına sebep olan durum bu kadar basit.” ifadelerini kullandı.

“BEN SEVMEYİ ATA’DAN ÖĞRENDİM”

Siparişi veren kişinin aileyi arayarak taziyelerini ilettiğini söyleyen anne Akman, “Çok üzülmüş o da. Üzülmüştür… Ben olsaydım bende üzülürdüm. Keşkelere yer yok. Bu, o kişinin suçu değil ki. Bu bir hayat, bir süreç Akışkan bir süreç, durduramıyoruz. Biz de üzüldük. Hepimiz biliyoruz, o kadar çok çocuk öldürüldü ki… Ata’yı arkadaşları defnetti.” dedi.

“Ata aydınlık bir çocuktu. Güneş gibiydi, yıldız gibiydi.” diyen anne Akman, “Kuzeni, ‘Ben sevmeyi Ata’dan öğrendim’ demiş. Ki abisi gibidir. Ondan çok daha büyük. Gökyüzü severdi, müziği severdi. Sadece tek yönlü bir çocuk değil. Ben bir dünya çocuğu yetiştirmeye çalıştım. Ama önce Türk çocuğu. Çünkü yurt dışına gidip okuma şansı vardı. Türkiye’de kalmayı tercih etti. Geçen yıl Avrupa’yı dolaştı. Yarım kaldığı noktaları var. ‘Tekrar geriye döneceğim’ dediği noktalar var. Bunları yaptı, tekrar yapacaktı. Ama döndüğü nokta yine İstanbul, yine Türkiye.

‘Bu ülke bizim annem’ dedi, ‘Biz hep vardık’ dedi. ‘Sonradan gelenlere yer açamam ben’ dedi. ‘Ben gidip de ülkemi bırakmam’ dedi. Bu çocuğun adı Ata…” şeklinde konuştu.

SESİ TİTREYEREK ANLATTI: O GÖRÜNTÜLERİ HEM İSTEDİM, HEM İSTEMEDİM

Katilin babasının azmettirici olduğunu düşündüğünü söyleyen anne Akman sözlerini şöyle devam ettirdi;

Bu apaçık değil mi? Evet, ben o görüntüleri istemeden bir parça, hem istedim hem istemedim. Bu reaksiyonu hukuktan da bekliyorum. Hukuk bizim acılarımızın üstünde olmalı. Hukuk büyüktür, devlet hepimizden büyüktür. Biz hepimiz bir aradayız. Bizim üstümüzde devlet var. Bir çözümsüzlük süreci olacaksa ya da bir belirsizlik, açık varsa, kanunların değişmesi gerekiyorsa, emsal dava teşkil edilsin.

Bunlar Türkiye’yi karanlığa boğuyorlar. Türkiye’de hiç kimse rahat değil artık. Bunlar karanlık imparatorluğu kurmaya çalışıyorlar. Buna izin veremeyiz. Biz bir nesli değiştirmeye çalışıyoruz. Bakın ben eğitimli bir aileden gelmiyorum. Ben aldığım eğitimin hakkını çocuklarıma verdim. Ben eğitimi çalıştığım yerdeki, üniversitelerdeki bütün öğrencilerime verdim. Erzincan’dan, Tunceli’den, Van’dan bütün her yerden öğrencilerim arıyor. Ata’nın küçüklüğünü biliyorlar. Ben onları Ata’dan ayırt etmedim. Kızımı kızlardan Ata’yı erkeklerden ayırt etmedim.

En ağır cezayı almalı. Caydırıcı olmalı. Bir nesil değişmeli artık. Türkiye acı ülkesi oldu. Biz gülerdik, gülüşler yarım kaldı. Güneş’imiz ve gülüşlerimiz bol olsun. Ata’nın arkadaşlarını öyle uğurladım. ‘Güneş’iniz ve gülüşleriniz bol olsun’ dedim.

Yorum yapın

vozol 20000 vozol 10000 vozol neon 10000 vozol 12000 vozol 12000 vozol 10000 vozol vozol timeisworth.com
casino casino siteleri